<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osman Oğuz &#187; gerçek hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.osmanoguz.net/tag/gercek-hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.osmanoguz.net</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2012 17:55:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yağmurun Hikayesini Duydunuzmu ?</title>
		<link>http://www.osmanoguz.net/yagmurun-hikayesini-duydunuzmu.html</link>
		<comments>http://www.osmanoguz.net/yagmurun-hikayesini-duydunuzmu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 07:55:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Oguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[aşk hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ferhat ile şirin]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[gül ile bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurun hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmanoguz.net/?p=1543</guid>
		<description><![CDATA[Yağmur neden yağar bilir misiniz? Galiba bu soruyu duyan herkes bilirim diyecektir. Klasik yağmur hikâyesi olan bulut aşkını anlatacaktır. Bu farklı hikâye farklı. İşte gerçek sevginin hikâyesi. Evren yaratıldığından beri aşk vardır. İnsanların, hayvanların ve bitkilerin. Aslında bu aşkların hepsi bir aşktan doğmuştur. Evren yaratıldığında; toprak sere serpe uzanmışken yaratıldığından beri gördüğü en güzel şeyi, ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.osmanoguz.net/tag/yağmur"><strong>Yağmur</strong></a> neden yağar bilir misiniz? Galiba bu soruyu duyan herkes bilirim diyecektir. Klasik yağmur <a href="http://www.osmanoguz.net/tag/hikaye"><strong>hikâye</strong></a>si olan bulut aşkını anlatacaktır. Bu farklı hikâye farklı. İşte gerçek sevginin hikâyesi. Evren yaratıldığından beri aşk vardır. İnsanların, hayvanların ve bitkilerin. Aslında bu aşkların hepsi bir aşktan doğmuştur. Evren yaratıldığında; toprak sere serpe uzanmışken yaratıldığından beri gördüğü en güzel şeyi, gökyüzünü gürmüş. En güzelmiş o…Vurulmuş; maviliğine, temizliğine âşık olmuş. Onu izlemeye doyamamış. Üzerinde kocaman bir çiçek varmış sapsarı. Toprağın gözünü alıyor, içini ısıtıyormuş. Kendini kaybetmiş. Gökyüzüne bakakalmış. Gözünü bir<span id="more-1543"></span> saniye bile ondan ayırmamış. Yavaş bir kıpırdanma olmuş gökyüzünde. Gökyüzü elbisesini değiştirmiş. Üstüne giydiği elbise en az diğer elbisesi kadar güzelmiş. Lacivert bir renge bürünmüş. Üstünde küçük küçük parçacıklar. Bu sefer büyük aksesuar olarak kocaman beyaz parlak bir çiçek. O çiçek toprağın karanlık yüzünü aydınlatmış. Günler böyle geçip gidiyormuş. Peki gökyüzü… Gökyüzü de boş değilmiş yeryüzüne. Oda ilk gördüğünden beri aşıkmış onun mütevazılığına, özgürlüğüne, sevgisine… En sonunda birbirlerine aşklarını itiraf etmişler. Kavuşmak tek arzularıymış. Ama bunun nasıl olacağını bilmiyorlarmış. Onlar kavuştuğunda biliyorlar her şeyin yok olacağını başkalarına zarar verceklerini… O yüzden hiçbir şey yapamamışlar. Ama hasretlik o kadar zor geliyormuş ki… Bir gün her şeyi göze alıp birleşmeye, hasreti bitirmeye karar vermişler. Hareket etmişler, gökyüzü ikiye ayrılmış sanki. Öyle bir gürültü duyulmuş. Şimşek çakmış. Yeryüzü param parça, deprem olmuş. Gökyüzünden çıkan yıldırımlar toprağa düşmüş. Sanki toprağı öldürmek istermiş gibi. Canları çok yanmış. Kendi canları yanarken başkalarının canlarını da yakmışlar. Gökyüzü toprağın yaralanmış halini görünce dayanamamış ağlamaya başlamış. Gözyaşları toprağa düşmüş. Toprağın yarık yerleri kapanmış, üstünde ki kirleri süpürmüş. Ama o kadar çok ağlıyormuş ki toprak suya doyduğu için artık suyu alamıyormuş. Sular birikmiş.Kavuşamayacaklarını anlamışlar ama yinede içlerinden bir ses kavuşacaklarını söylüyormuş onlara. Toprak aşkına onu iyileştirdiği için bir şeyler hediye etmek istiyormuş. Ama bunu ona nasıl verecekti ki… Toprak . gökyüzünün gözyaşlarıyla ona güzel çiçekler yetiştirmiş. Çiçekler gökyüzünü gördükçe yaşarmış.<br />
Ama yaptıklarından dolayı cezaları vardı onların. Toprakta bazı zamanlar depremler olur toprağa yıldırımlar düşer. Gökyüzü de onun acısını hisseder her seferinde ağlardı. Toprak her susadığında; gökyüzünün güzelliğinden aşkından kavrulduğunda ona su verirdi gözyaşlarıyla. Bu sonsuza kadar sürecekti.Yeryüzü ve gökyüzü arasında bir elçi olmuş bülbül ile gül. Bülbül gökyüzünün; gül yeryüzünün aşkını anlatmış durmuş.Bunları yaşamayı en başında göze almışlardı. Ama bir gün kavuşacaklardı. Onlar aşklarını yaşamıyordu ama onların sayesinde başka şeyler üzerlerinde yaşıyor ve aslında onların aşkını devam ettiriyorlardı. Gül ile Bülbül, <a href="http://www.osmanoguz.net/tag/leyla-ile-mecnun"><strong>Leyla ile Mecnun</strong></a>, <strong>Ferhat ile Şirin</strong> aşkın sembolü olmuştu. Ama onlar sadece birer elçiydi. Aşk, buydu fedakârlıktı, hediyeydi, canın yanmasıydı, sevgiydi, sabırdı, hasretti…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmanoguz.net/yagmurun-hikayesini-duydunuzmu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasihat &#8211; Hayat Bilgisi</title>
		<link>http://www.osmanoguz.net/nasihat-hayat-bilgisi.html</link>
		<comments>http://www.osmanoguz.net/nasihat-hayat-bilgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 20:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Oguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[nasihat hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[nasihat nedir]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmanoguz.net/?p=1058</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu zaman nasihat almak hoşumuza gitmez, ben doğruyu yanlışı bilmiyormuyumki nasihat veriyorsunuz deriz &#8230; En azından ben öyleydim. Eğri oturup doğru konuşalım, sizinde hoşunuza gitmez çoğu zaman &#8230; Aşağıdaki hikaye Nasihat&#8217;ın anlamını kısa ve güzel bi örnekle açıklamaya yetmiş, Buyrun &#8230; Yaşlı ve yorgun ihtiyarın birbiriyle anlaşamayan üç oğlu vardı.Adam son günlerine varmadan Önce bu ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu zaman <a href="http://www.osmanoguz.net/tag/nasihat">nasihat</a> almak hoşumuza gitmez, ben doğruyu yanlışı bilmiyormuyumki nasihat veriyorsunuz deriz &#8230; En azından ben öyleydim. Eğri oturup doğru konuşalım, sizinde hoşunuza gitmez çoğu zaman &#8230; Aşağıdaki hikaye Nasihat&#8217;ın anlamını kısa ve güzel bi örnekle açıklamaya yetmiş, Buyrun &#8230;</p>
<p>Yaşlı ve yorgun ihtiyarın birbiriyle anlaşamayan üç oğlu vardı.Adam son günlerine varmadan Önce<span id="more-1058"></span> bu oğullarını nasıl bir birleri ile dost edeceğini düşünüyor. Sonunda bir plan kuruyor kendince, çağırıyor oğullarını.Önce en küçük oğluna </p>
<p>-&#8221;Evladım falanca diyarda bir ağaç vardır. Bu sonbaharda git o ağacı ziyaret et.&#8221;der<br />
oğul gidip ağacı bulur eve döndüğünde babası ve kardeşleri onu çevrelemiştir.Başlar anlatmaya:<br />
-&#8221;Babacığım sölediğin ağacı gidip gördüm yaprakları sararmış, dökülmüş gariban bir ağaçtı.&#8221; der<br />
Aradan zaman geçer. Mevsim kış olur.Baba ortanca oğlunu çağırır yanına.<br />
-&#8221;Oğul sıra sende git ve ağacı ziyaret et.&#8221;der<br />
oğul gider koyu bir kış günü ağacı görür.Ve geri döner.Başına toplanır ev halkı:<br />
-&#8221;Babacığım görmemi dilediğin ağacı gördüm.kupkuru, nerede ise Ölmüş , işe yaramaz bir ağaçtı .&#8221;der.<br />
yine zaman hızla ilerler ve mevsim yaz olur.Baba büyük oğulu çağırır ve yola çıkmasını diler.<br />
Oğul gider ağacın bulunduğu diyara,görür ve döner evine büyük hayranlıkla.<br />
-&#8221;Babacığım o ne muazzam bir ağaçtı Öyle.Kocaman bir gövdesi yemyeşil yaprakları, bütün meyvalardan leziz meyvası var. Hayran oldum babacım.&#8221;der<br />
Baba amacına ulaşmıştı.Anlayan insan için gönüllere şayan bir nasihat verdi oğullarına</p>
<p>-&#8221;Oğullarım üçünüzde gidip aynı ağacı gördünüz.Ama hepiniz de farklı yorumlar getirdiniz.çünki herbiriniz ağacı farklı anlarında gördünüz.İşte çocuklarım insanlarda aynı böyledir.Bir anları başka bir anlarına uymayabilir.Bu yüzden insanları ilk sözleri ile yargılamayın onlara şans verin.&#8221;der</p>
<p><strong>İnşallah bizlerde karşımızdaki insanları yargılamadan, kınamadan önce onları başka mevsimlerindede görme şansını kendimize ve onlara verenlerden olabiliriz &#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmanoguz.net/nasihat-hayat-bilgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Belki Son Günündür &#8230;</title>
		<link>http://www.osmanoguz.net/bu-belki-son-gunundur.html</link>
		<comments>http://www.osmanoguz.net/bu-belki-son-gunundur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2009 06:58:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Oguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[son gün]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmanoguz.net/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıda Yayınlamış Olduğum Hikaye&#8217;nin Ders Niteliğinde Olduğunu Düşünüyorum, Gerçekten Doğru ve Olağan Bi Hikaye, Ben Okuduğumda Etkilendim Doğrusu, Buyrun Siz&#8217;de Bu Düşündürücü Yazıyı Okuyun &#8230; Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıda Yayınlamış Olduğum Hikaye&#8217;nin Ders Niteliğinde Olduğunu Düşünüyorum, Gerçekten Doğru ve Olağan Bi Hikaye, Ben Okuduğumda Etkilendim Doğrusu, Buyrun Siz&#8217;de Bu Düşündürücü Yazıyı Okuyun &#8230;</p>
<p><strong>Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. <span id="more-157"></span><br />
Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu;<br />
-Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. “Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!”muş. Bu gün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?<br />
-Tamam bey, bitti işte.<br />
Adam açık mavi göleği hışımla aldı;<br />
-Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.<br />
Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;<br />
-Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin.<br />
-Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım. Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara ‘Hoş geldi’ demeliyim.<br />
Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak çıktı, arabasını çalıştırıp uzaklaştı. Hanımı, direksiyon başında da öfke saçan eşinin halinden endişelendi, “Bir kaza yapmasa bari…”<br />
Eşi uzaklaşınca, çocuklarının yanına gidip sarıldı, rahatlatmaya çalıştı.<br />
-Madem erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp getireceğim.<br />
Mutfağa geçti, zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu, cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel koymayı da ihmal etmedi.<br />
Biraz sonra çocuklarına seslendi<br />
-Kahvaltınız hazııır!<br />
Çocuklar kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti. Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı. Radyo’da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikte olacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren o sandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri, kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı.<br />
Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu, her sabah yoğun bir trafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. “Geç kaldım diye acele edip acaba o da…” Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı, hemen ayağa kalktı.<br />
-Çocuklar, unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin, oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?<br />
Çocukları uslu, söz dinler olduğu halde, çok kısa süreli de olsa evde yalnız bırakmak zorunda kalsa tekrar tekrar tembihte bulunurdu.<br />
Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı, cebine de bir taksi parası aldı. Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarını çocukları görmesin diye, açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özen gösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar, giderken kendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından da kaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi.<br />
-Eğer ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak? Kalp kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?<br />
Kapıdan çıkarken, çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akan gözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı.<br />
Adam, bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; “Haberleri mi dinledin?” diye sordu. Hanımı, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce sarıldı, sonra eşinin yanaklarını sildi.Hanımı zorlukla sordu;<br />
-Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün?<br />
-Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim…<br />
O anda çocuklar da yanlarına gelmiş, babalarının yine öfkeli olabileceğini düşünerek, annelerinin yanında durmuştu. Adam, bütün içten, samimi gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı, boyunlarına sarıldı, yanaklarından öptü.<br />
-Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken, sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Ne yapalım, ben de geri döndüm.</strong></p>
<p><strong>Yazar:</strong> Ahmet Ünal ÇAM</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.orjinalpaylasim.net/bu-belki-son-gunundur-t29245.html" target="_blank">Forum</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmanoguz.net/bu-belki-son-gunundur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

